Hava Aracı Bakım Personelinin Karşılaştığı Tehlikeler Seri-2

1.1.5. Hava Alığı ve Jet İtki Tehlikesi

Jet motorları Newton’un 3. Hareket yasası olan etki tepki yasasına göre geliştirilmişlerdir. Yasa, “Her kuvvete karşılık, her zaman eşit ve ters bir tepki kuvveti vardır veya iki cismin birbirine uyguladığı kuvvetler her zaman eşit ve zıt yönelimlidirler” şeklinde açıklanmaktadır (Wikipedia, 2016). Jet motorları çalışırken motorun ilk dönü hareketini almasıyla birlikte ön hava alığı kısmından hava emilimi başlar ve kompresör kısmında sıkıştırılan, yanma odalarında yakıtla birlikte yakılması sonucu elde edilen enerji ile birlikte türbinlerin dönmesi sonucu hareket elde edilir.

Özellikle askeri jet uçaklarının ihtiyacı olan ses üstü hızlara ulaşabilmesi için sahip oldukları motorlar oldukça güçlü olarak geliştirilmişlerdir. Dördüncü nesil askeri jet muharip hava araçlarında üretilen güç 30.000lb’ye yaklaşırken beşinci nesil askeri jet muharip hava araçlarında 40.000lb’ye ulaşmıştır. Özellikle F-16 uçağının hava alığının gövde altında olması ve motorunun üretmiş olduğu 29.000lb’lik yüksek itme gücü nedeniyle oluşan çekme (emme) kuvveti oldukça yüksektir. Bu nedenle uçağın çalışma esnasında hava alığının ön tarafından yaklaşılması 25 feet’lik (7.6m) mesafe dahilinde yasaklanmıştır. Bu tehlikeli sahanın içine girilmesi durumunda hava alığında oluşan çekme kuvveti nedeniyle personel hava alığı tarafından emilerek sonu ölümle biten kazalar meydana gelebilir.

Jet motorların üretmiş olduğu yüksek itki gücü uçağın egzoz bölgesinden 200 feet’lik (61m) bir mesafede oldukça etkili olmaktadır. Bu bölgelere özellikle hava aracının yerde yaptığı manevralarda dikkat edilerek istenmeyene kazaların önüne geçilebilir. yaptığı manevralarda dikkat edilerek istenmeyene kazaların önüne geçilebilir.

Resim 1.1. 1991 Yılında ABD Deniz Kuvvetlerine bağlı uçak gemisinde bulunan A-6 Intruder uçağının yer ekibinde görevli personeli hava alığına emen görüntüsü
Resim 1.2. Ticari amaçlı uçaklara ait egzoz tehlikeli bölgeleri

1.1.6. Aydınlatma

Uçak bakım çalışma sahalarında karşılaşılan sorunlardan biri de yetersiz aydınlatmadır. Chang ve Whang’ın yapmış oldukları araştırmada çalışanlar aydınlatma oranını %18 olarak belirlemişlerdir. Uçuş hatlarında aydınlatma yönünden en uygun sahalar uçak sığınakları ve bakım hangarlarıdır. Uçuş hatlarında bulunan uçak havuzları ve açık penler ise aydınlatmanın yetersiz kaldığı alanlar olarak bilinir. Sabit aydınlatma direklerinin yanında, seyyar jeneratörlü aydınlatma cihazları ile açık sahalarda aydınlatma işlemleri sağlanmaktadır. Bu sahalarda üstten aydınlatma yapıldığından dolayı uçağın alt kısımlarında karanlık bölgeler oluşmakta, çalışma güvenliğini tehlikeye düşürmektedir. Büyük gövdeli uçaklarda ise kabin içinde yapılan çalışmalarda aydınlatmanın önemi daha da artmaktadır.

Resim 1.3. Uçuş hatlarında yapılan gece uçuşlarında aydınlatmaya bağlı riskler artmaktadır

1.1.7. İklim Şartları

Uçuş hatları iklim şartlarının çalışanlar tarafından en çok hissedildiği sahalardır. Atölyelerde ve hangarlarda ısıtma ve soğutma tertibatları sayesinde iklim şartlarından etkilenmeden hava aracı bakımları ve arıza giderme işlemleri gerçekleştirilebilmektedir . Günümüz uçaklarının her hava şartında uçabilir olması bakımcı personelinde her hava şartında hava aracını uçuşa hazır hale getirmesi anlamına gelmektedir. Güney bölgelerimizde bulunan bölgelerde yaz mevsiminde 50° sıcaklığa ulaşan hava şartları kışın ise kuzey ve özellikle iç bölgelerde (-)25° dereceye kadar düşmektedir. Bu çalışma ısılarının insan bedeni üzerinde ciddi etkileri bulunduğu değerlendirilir. İklim şartlarından en az etkilenmenin yolu iklim şartlarına uygun ve ergonomik çalışma elbiselerinin geliştirilmesiyle sağlanabilecektir.

Resim 1.4. Uçuş hatları iklim şartlarının en çok hissedildiği çalışma sahalarıdır

1.1.8. Radar, Anten ve Radyasyon Tehlikesi

Uçaklardaki en büyük radyasyon kaynağı uçağın burun kompartımanında bulunan ve yön belirleme işlemlerinde kullanılan radarıdır.

Başta haberleşme olmak üzere dost düşman tanıma, elektronik savunma ve karşı taarruz işlemlerinde kullanılan antenlerde radyasyon kaynağı olarak tanımlanmaktadırlar. Uçağın yerde çalışması sırasında olası bir pilot kontrolü ile radarın yerde devreye girmemesi için teknik olarak kısıtlayıcı önlemler alındıysa da bunların devre dışı kalabileceği veya pilotun istemeden de olsa radarı devreye alabileceği asla unutulmamalıdır. Uçağın bakım, arıza sonrası veya uçuş öncesi ve uçuş sonrası yapılan kontrollerinde sinyal yayan antenlerden mutlaka teknik emirlerde belirtilen mesafeler dahilinde uzak durulmalıdır. Bunun mümkün olmaması durumunda ise yapılacak kontrol işlemi en kısa zamanda tamamlanarak anten etrafından uzaklaşılmalıdır. Uçağa veya parçalarına yapılan özel bakımlardan biri de tahribatsız çatlak kontrolüdür. Tahribatsız muayene kontrolünün amacı uçağın ana gövdesinde, yük altında bulunan parçalarda ve motorda meydana gelebilecek çatlağın önceden tespit edilerek kaza-kırım oluşmadan gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamaktır. X ray cihazı çalışırken yeterli güvenlik alanlarının kullanılması, çevre güvenliği için uyarı işaret ve levhaların kullanılması, çalışmalar süresince düzenli radyasyon ölçümlerinin yapılması, ışınlanmanın sadece gereken sürelerde yapılması, kapalı ışınlama odası duvarlarının yeterli korumada veya ışınlama anında güvenli mesafede bulunulması önlemlerinin alınmasıyla bakım esnasında oluşabilecek riskin etkileri en aza indirilmelidir.

Resim 1.5. Radarlar ve podlar uçaklarda bulunan başlıca radyasyon kaynaklarıdır

1.1.9. Yüksek Basınçlı Gazlar

Acil iniş takımlarının açılmasında, hidrolik sisteminin basıncının yükseltilmesinde, motora ilk dönü hareketini veren Jet Fuel Starter (JFS) sisteminin çalışmasında, uçağın iniş takımlarındaki ana dikmelerinde ve lastiklerinde yüksek basınçlı gazlar kullanılmaktadır. Gazı tehlikeli kılan yönü ise yüksek basınç altında sistemlere veriliyor olmasıdır. Yaklaşık 3000 psi ile sistemlere verilen nitrojen gazı ikmali esnasında çok dikkatli olunmalıdır. Tüp üzerindeki regülatörler ve boru sistemindeki yağlar ve indirgen maddeler özellikle temizlenmelidir. Çünkü basınçlı oksitleyicilerin yağ veya gresle etkileşmesi patlamalara neden olabilir. (Kendir

generic levitra

, 2013)

Resim 1.6. Lastiğe yapılan yüksek basınçlı nitrojen ikmali sırasında meydana kaza (Olay yabancı bir ülke hava kuvvetinde meydana gelmiştir. Fotoğraf rahatsız edici olduğu için bulanıklaştırılmıştır)

1.1.10. Yoğun Çalışma Temposu

Havacılıkta zaman en kısıtlı olarak sunulan imkânlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek askeri amaçlı gerekse ticari amaçlı uçar platformların ortak özellikleri yerde en az süre kalma üzerine tasarlanmışlardır. Hava araçlarının faaliyet sürelerinin en aza indirilmesi ve her an göreve hazır halde bulundurulması çoğu kere kısıtlı zaman, kısıtlı teknik imkânlar ve hatta kısıtlı personel şartları altında gerçekleşmektedir. Böylesi durumlar olumlu emniyet kültürüne sahip, mesleğinde bilgili, tecrübeli ve soğukkanlı kalmayı başarabilen çalışanlar ve yöneticiler sayesinde aşılabilecektir. Devamı gelecek…

Resim 1.7. Havacılığın her alanında yoğun çalışma temposu çalışanlar için önemli bir tehlike olarak görülmektedir

Hava Aracı Bakım Personelinin Karşılaştığı Tehlikeler Seri-2” için 2 yorum

    • alpererol YazarYanıtla

      Merhaba Abdullah bey, yorumunuz için teşekkür ederim, sayfam tüm havacılara açıktır. Değerli katkılarınızı bekliyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir